PİYADE TALİMNAMESİ (1938)

Türk Silahlı Kuvvetlerinde uzun yıllar görev yaptım. Sınıfımın gereği çoğunluk işimiz Mehmetçiğin eğitimine dair işlerdi. Bu yıllardan eğitim çantaları, yok çantanın kapağı, MDE, DDE, İTEÇ eğitici ders notları, eğitim kontrol defterleri, kayıtlar, kayıtlar bana haddinden fazla kırtasiye olarak itici gelmiştir.

Askeri Eğitimi katı kalıplara sokan, emniyet mülahazası adı altında yapılması sıkça engellenen hayal gücümüze ket vuran uygulamaları hiç sevemedim. En rahat eğitim yapabildiğimiz alan İç Güvenlik eğitimi oldu, çünkü bizi sınırlayan Amerikan talimnameleri yoktu ve yapılacak iş şov değildi.

O yıllarda Kurtuluş Savaşını kazanan, Türkiye Cumhuriyetini kuran o yılların bilinen bütün muharebe harekâtlarını yaparak, yaşayarak öğrenmiş Gazi Mareşal Mustafa Kemal ATATÜRK ve silah arkadaşlarının kurduğu ordunun nasıl eğitim yaptığını, nelere özen gösterdiğini hep merak etmişimdir. Çünkü bence Ordu NATO’ya girdikten sonra Amerikan tarzı bir eğitim modeli ile değişmiş, bürokrasisini arttırmış, eğitim alanında Mehmetçiğe neyi nasıl öğreteceğine dair kafası karışmış bir hale gelmişti. Öyle ki İç Hizmet Yönetmeliğinde yer alan bazı hususlar Amerikan çeviri talimnameleri ile unutulmuş, uygulanmaz olmuştu.

Bu merağımı ancak emekli olduktan sonra sahaflarda bulabildiğim talimnameler ve hatıratlar ile gidermeye başladım.

Öyle kitaplar ki baş emri Mareşal Fevzi ÇAKMAK tarafından imzalı, satır aralarında Zabit ve Kumandan ile Hasbıhal’dan bir şeyler görüyorsunuz. Okurken gözünüze takılıyor, bu bölümde Çanakkale savaşı, burada Sakarya, burada Büyük Taarruz var, Balkan savaşının acı tecrübeleri de satır aralarında yerini almış. Bir bakıyorsunuz Trablusgarp deneyimi bir yerlere yazılmış. Kimi sahifeler de bazı önemli görülen satırların altı kırmızı kurşun kalem ile çizilmiş.

Okurken o dev cüssesi ile Mareşal Fevzi ÇAKMAK ile sohbet ediyorsunuz, size babacan bir tavırla nasihatlarda bulunuyor. Bu talimnameleri kaleme alanları düşünüyorsunuz Kurtuluş Savaşında Üsteğmen; cepheden cepheye gitmiş, Albay olmuş ve Genelkurmay Başkanlığı VII Şube de Şube Müdürü. Burnunun ucunda gözlüğü Piyade Talimnamesindeki düzeltmeleri yapıyor. Kimbilir belki Atatürk ile birlikte cephede üniforması ile resmi olan ama ismini bilmediğimiz subaylardan birisi.

Ben Milli bir talimname olarak gördüğüm için, bizim eserimiz olduğunu düşündüğüm için, sanki onların yanındaymışım gibi hissettiğim için okumaktan çok keyif alıyorum umarım bilgisayar ortamına aktardığım bölümleri okumaktan sizler de keyif alırsınız.

Aşağıda Piyade Talimnamesi Talim Terbiye ve Muhabere I Talimnamesinin “I. KISIM TEMELLER” bölümünü göreceksiniz. İyi okumalar.

 

I - Başlangıç.

 

                1.            Askerlik. TÜRK ULUSU için yapılan bir namus hizmetidir. Bu hizmet milletin yaşam hakkı ve yaşadığı yurdu uğruna askerden, her şeyi, kendi hayatını bile hiç çekinmeden ve esirgemeden vermesini ister.

                              Yalnız eğemen, kuvvetli ve hatırı sayılır bir Türkiye’de umumun ve onun her bir örgeninin saadeti temin edilir. Aile ocağında ve okullarda verilen yurt ve ulus sevgi ve duyguları orduda en yüksek dereceye çıkarılmalıdır.

                              Asker, devletin sağlam ve emniyetli bir halde olmasının birinci derecede kendisinin sadakatle iş görmesine ve çok çalışkan olmasına bağlı olduğunu bilmelidir.

                             Harp askerden büyük metanet ve yüksek seciye ister, fenni vasıtalar muharebeye yardım eder, kazanan asıl insandır.

                             Erin ve birliğin iktidar ve icradaki yüksekliği ile beraber, elindeki silâhları tam yerinde kullanışı ve sevk ve idarenin yüksekliği, düşmanın sayıca ve teknik vasıtalarca olan üstünlüğü ile denkleşir.

                2.            Yetiştirme ve talim ve terbiyeden maksat  askeri kendi yüksek vazifesine hazırlamaktır. Bu yetiştirme ve talim ve terbiyenin nasıl yapılacağına harbin icapları esastır.

II-           Yetiştirme.

                A)           Yetiştirmenin gayesi

                3-            Askerin harpteki kıymeti, bedeni ve askerî talim ve terbiyesi ile beraber ahlâkî ve ruhi kuvvetine de bağlıdır. Bu kuvvetleri yükseltmek askerliğin (askeri yetiştirme) nin vazifesidir.

                4-            Askerlik san'atı; irade kuvveti, cesaret ve sertlik ister. Bu sanatın mensupları, vazife şuuru, şeref duygusu ve tevazu vasıfları ile temayüz etmelidirler.

                5-            Disiplinsiz askerlik düşünülemez. Disiplin ordunun temelidir. Bu disiplin, hatta çetin hallerde bile kayıtsız ve şartsız itaatte, vazifeyi zamanında, tamam ve kesin olarak yapmakta gösterir.

                Disiplin; tek başına ve toplu olan askerin tavır ve düşünüş tarzını tayin ve tahdit eder. Komutanla maiyeti arasındaki karşılıklı itimat, zaruret ve tehlikede disiplinin en emin temelidir. Asker, disiplini tabii bir lüzum olarak duymağı öğrenmelidir.

                6-            Arkadaşlık; bütün vaziyetlerde kıt'ayı sıkı surette birleştiren bir bağdır.

                               Komutan bütün birlik için, her asker de yalnız kendisi için değil, arkadaşları için de mesuldürler. Daha fazla iş yapabilenler ve daha kabiliyetli olanlar, tecrübesiz ve zayıf olanlara yol göstermeli, onları idare etmelidirler; komutanla er arasında olduğu kadar erat arasında da ayni derecede mühim olan hakikî arkadaşlık duygusu böyle bir temel üzerinde yükselir.

                7-            Kıt'a ruhu, disiplin ve arkadaşlık üzerine kurulur. Bu ruh, kendisini imtiyazlı bir mevkide sanmak demek değildir.

                               Tamamı ile kendini tanımak, kendi sınıf ve silahı ile gururlanmak, kıt'ayı fevkalâde verimlere teşvik edebilir.

                8-            Muharebe, müstakil düşünen ve hareket eden, her vaziyetten muhakemeli azim ve cür'etle istifade eden, muvaffakıyet için her ferdin vazifesini yapması lâzım geldiğine tam kanaat getiren muharipler ister.

                               En genç askerden başlıyarak yukarıya doğru herkesten her yerde bütün ruhî ve bedenî kuvvetinin sarfı istenmelidir. Ancak bu suretle birliğin tam verimi, herkesin birbirine uygun hareketi içinde elde edilebilir.

                              Tehlike zamanlarında da azim ve cesaretlerini muhafaza eden ve zayıf, tecrübesiz arkadaşlarını cüretli hareketlerle beraber sürükleyen şahsiyetler ancak bu sayede yetişebilirler. Şu halde, azimli hareket, harpte birinci derecede lüzumlu bir vasıf olur.

En büyük komutandan başlayarak en genç ere kadar her fert, ihmal ve kayıtsızlığın yanlış bir hareket yapmaktan daha ziyade mes'uliyetli olduğunu daima hatırlamalıdır.

                9-            Komutan; kıt'ayı iktidarı, tavır ve hareketi ve ahlaki vasıfları ile kendisine tabi kılan şahsiyettir. Komutan; yaşayışta kendi erlerinden ayrılmamalı, tehlike ve mahrumiyetlerine, sevinç ve kederlerine iştirak etmelidir.

                              Komutan, astlarının kalbine giden yolu bulmağa, onların duygularını ve düşüncelerini anlıyarak ve durmak bilmeyen bir ihtimam göstererek itimatlarını kazanmağa mecburdur.

                              Birliğin itimatını ve erlerinin kalbini kazanmış olan komutanlar, birliklerinden en ağır işleri bile istiyebilir. Sevk ve idarede gevşeklik daima zararlıdır. Mesuliyete severek atılmak kamutanlığın en yüksek vasfıdır. Bununla beraber bu mesuliyet sevgisi genel durumu dikkate almadan keyfi kararlar verdirmemelidir.

                              İtaat yerine bilgiçlik, hareket istiklâli yerine keyfi idare kaim olması caiz değildir.

B) Yetiştiriciler

                10-         Subay; kendi birliğinin öğretmeni, Yetiştiricisi ve komutanıdır.

                              Komutanlık vasıfları, subayı örnek derecesine yükseltmelidir. İnsanları tanıma, adalet duyguları ile beraber subayda üstün bilgi ve tecrübeler, nefse hakimiyet, büyük cesaret ve ciddî bir ahlâk bulunmalıdır.

                             Subay kendi ulusunun erlerini asker olarak yetiştirmek ve talim etmiye salâhiyetli olmak gibi büyük ve güzel bir vazifeye bütün kalbı ile bağlanmalıdır.

                             Subay her bakımdan kendi erlerine iyi bir örnek olmalıdır.            

                11-         Öğretmede, yetiştirmede sevk ve idarede subayların yardımcıları, erbaşlarla değerli erlerdir. Bunların meslekî kavrayışta ve yaşayış tarzında, malzemeye hâkimiyette ve öğrenme kabiliyetinde örnek olmalarının, kıt'anın maneviyat ve kudreti üzerinde kesin tesiri vardır. Subay bunlara kayıtsız ve şartsız itimat edebilmelidir. Bunlar erler için adaletli bir üst ve yardıma hazır bir arkadaş olmalıdır.

C) Yetiştirme vasıtaları

                12-         Yetiştirme yolları sade fakat doyurucu olmalıdır. Bu yolların seçilmesinde harpte başgösteren haller ve harbin icabatı ne kadar hesaba' katılırsa verimi o kadar büyük olur.

                              Askerce yetiştirme işinin temelini, askerin memleketindeki yaşayış tarzı ile muhiti; vasıtalarını, onun bilmediklerini öğretmek ve örnek göstermek; bariz vasıflarını, sertlik ve adalet teşkil eder.

                13-         Yetiştirmenin en mühim vasıtası yetiştiricinin özü ile gösterdiği örnektir. Kendisinin tavır ve hareketi, mesleğini kavrayış tarzı, yaşayışta ve icabında ölümde örnek tesir gösterir.

                14-         Tedris ve teşvik, mükâfat ve mücazat (İşlenen bir suçtan ötürü ceza verme), yetiştiricinin her tek eri ve genel kurulu kendi isteğine göre yetiştirmek için, mutlak surette elinde bulunması lâzım gelen vasıtalardır.

                              Bundan başka takdir ve tekdirin doğru olarak yapılması, şeref duygusu ve nefse itimadın yükseltilmesi ve bunlardan istifade edilmesi keyfiyetleri nefse itimatsızlığa ve mevki hırsına karşı mücadele etmek derecesinde mühimdir.

                15-         Spor; şahsiyetin bedenî inkişafına yardım eder. Bunun mana ve maksadı, basma kalıp şekiller ve sadece spor harekâtım yapmış olmak değildir.Bedeni faaliyete, zorluklara ve mahrumiyetlere alışmak, er ve kıt'ayı dayanıklığa yetiştirir, azim ve iradeyi ve nefse itimadı çelikleştirir. Sık sık hadden aşırı işler istemek ve kuvveti israf etmek, gayreti körleştirir ve komutana karşı itimadı öldürür.

                              Hizmette heves, kıt'ada tazelik ve iyi bir ruhun muhafazasının sırrı, vazifelilikle serbestlik ve iş ile istirahat arasındaki değiştirmenin doğru olarak yapılmasındadır.

III - Talim ve terbiye

                A) Talim ve terbiyenin tertibi

                16-         Askere ve birliğe kendi harp vazifelerini ifa kudretini verecek olan bilgileri temin etmek, askerî talim ve terbiyenin vazifesidir.

                              Her birlik komutanı bütün maiyetini talimî ve terbiye ve tatbikatlarda bulundurmaktan mesuldür.(Dahili Hizmet Talimatnamesinin 263. ve 545 ve diğer alâkadar maddeleri).

                17-         Talim ve terbiyenin ne tarzda yapılması icap ettiğini geçen harplerin tecrübeleri ile yalnız gelecek harplerin ihtiyaçları tayin eder.

                              Nazariyattan elde edilmiş olan hazar tecrübeleri kolaylıkla yanlış yollara sevk ederler. Hazari tatbikatlarda bilhassa noksan olan şey, harpte her şeyden evvel kat'i bir tesir gösteren hakikî ateştir.

                              Harbin çok hallerde hazar ahval ve şeraitinin gösterebildiğinden daha başka hâdiseler arz edeceği hiç bir zaman unutulmamalıdır.

                              Hazar talim ve terbiyesinde harp hal ve şartları ne kadar çok hesaba katılırsa bu talim ve terbiyeden muharebede tatbik edillemiyenleri o derece az olur.

                              Seferi mevcutlu ve seferi teçhizatlı birlikler ile ve muharebe, iaşe ve eşya ağırlıkları ile talim ve tatbikatlar yapılmasının komutan ve kıt'alar için büyük ehemmiyeti vardır. Harpte ancak basitlik muvaffakıyet vadeder. Sun'iliklerin ne hazarda, ne de harpte yeri yoktur.

                18-         Her talim ve terbiyenin esasını, usullere hakimiyet; hasılasını da, öğrenilen şeyi müstakil ve kendiliğinden tatbik edebilmek kudret kabiliyeti teşkil eder. Öğretme faaliyeti, harekâtın şeklen tekemmül ettirilmesinde kesilmemeli ve fakat öğretilen şeyin mahiyeti ve maksadı hakkında anlayış uyandırmalıdır.

                19-         Her komutan kendisine tevdi edilmiş olan talim ve terbiyesinden mesuldür.

                              Daha üst makamlar tarafından tatbikatlar tertip ve icrası ve talim terbiye için diğer tedbirler alınması bu esastan hiç bir şey değiştirmez.

                              Kıt'ada yetiştirme ve talim ve terbiye işini asıl taşıyan, bölük komutanıdır. Bölük komutanının faaliyeti, ordunun kullanılmıya hazır olması ve çarpışma kuvveti için temeller yaratır.Bölük komutanına bu ağır ödevinde harekat ve icraatı tahdit edilmeden yardım etmekle bütün üstler mükelleftir.

                20-         Elde bulunan kısa zamandan maksada tam uygun olarak istifade için talim ve terbiye nin bir plana göre tertibi şarttır.

                              Hizmetin her saatinin büyük kıymeti vardır.Talim ve terbiye kolaydan zora ve tek erden birliğe tedricen ilerletilmelidir.

                              Talim ve terbiye acamılar geldikten sonra tek erin talim ve terbiyesi ile başlar. Manga talim ve terbiyesi olarak devam ettirilir ve birlik talim ve terbiyesi ile bitirilir. Tek er ve manga talim ve terbiyesi devresinde de arada bir kıt'aca tatbikatlar yapılmalıdır.

                21-         Birlik dahilinde müşterek tesir için şart; her tek erin yetişmiş olmasıdır. Bunun için tek er talim ve terbiyesi bilhassa esaslı bir surette ilerletilmelidir. Tek er talim ve terbiyesi, iki sene hizmete (1059 sayılı kanuna) tabi tutulanlar da dahil olarak bütün acamıların talim ve terbiyesini ihtiva eder. Tek er talim ve terbiyesi, mümkün olduğu kadar erkenden manganın kısımlarında (Tek Ağ. Mt., Hvn. ve topun başında ve Mu. ilah postasında) tek er vazifelerine intikal ettirilmelidir.1059 sayılı kanuna tabı erler de acamılarla birlikte ve aynı program içinde yetiştirilirler.Ancak bunların, tasarruf edilecek zamanlardan istifade ile; ilerde ayrılacakları hizmetler için hazırlanmaları göz önünde bulundurulur.

                22-         Tek er talim ve terbiyesi müddetinin sonunda tam manganın (Tek Ağ. Mt., Tek Hvn. ve tek topun ve Mu. postasının... ilâh.) talım ve terbiyesi başlar.       

                               Bu safha acamının ve iki sene hizmete tabı tutulanların en küçük muharebe birliği içinde yetiştirilmelerine yarar.

                23-         Tek er ve manga talim ve terbiyesinden sonra birlik talim ve terbiyesi gelir. Birlik talim ve terbiyesi; takım ve bölük dahilinde talim ve terbiyeden başlıyarak tedricen küçük ve büyük birliklerle yapılacak tatbikatlarla nihayet bulur.

                24-         Tek er, manga ve birlik talim ve terbiyesi ile ayni zamanda subayların ve erbaşların talim ve terbiyesi de yürütülür ve geliştirilir.

                25-         Kurslar; eratın muhtelif hizmet şubelerinde ve öğretmenlerin de muhtelif talim ve terbiye sahalarında yetiştirilmelerine yarar.

                26-         18 aylık fiili hizmet, 12 aylık tam ve 6 aylık yarım olmak üzere, iki devreye ayrılır.

                               a)            12 aylık talim ve terbiye devresi (Tam devre) aşağıdaki talim ve terbiye safhalarına taksim olunur:

               HAFTA

                20 hafta:  Er ve manga talim ve terbiyesi safhası (Bu müddetin 12 haftası tek erin talim ve terbiyesine, geriye kalan 8 haftası manganın talim ve terbiyesine tahsis edilir.)

                6 hafta:                Tk. Bl. Talim ve terbiyesi

                9 hafta:                Tb. ve A. talim ve terbiyesi.

                13 hafta:Tekamül talim ve terbiyesi safhası

                4 hafta:                Acamı öğretmenlerinin hazırlanması

Toplam   52 hafta

                            b) 6 aylık yarım devrede ikinci sene erlerinden (usta erlerden) ehliyetliler yeni erlerin (Acamıların) talim ve terbiyesi işlerinde öğretmenlik vazifelerinde istihdam edilirler. Artacak olanlar hususi programla tekemmül ettirilir ve buna göre birinci safha teftişi esnasında bunlar da teftiş edilirler.

                27-         Acamılar bölükte, 2. safha talimlerini tamamlamadan mümkün mertebe hiç bir hususi hizmet ve vazife ile tavzif edilmemelidir.

                             Piyade bölüklerinde Hf. Mt. nişancılığı ve yedekçiliği, tüfek ve el bombası atıcılığı ve Mt. bölüklerinde de buna benzer hizmetlere ancak 1. safha talimlerini tamamlamış ve yetişmiş erlerden seçilir.

                             Teskerecilik, sıhhıyecılik boru ve trampetecilik, muhaberecilik, yazıcılık, emirerlik ... ilah. vazife ve hizmetlere de ancak 2. talim safhalarını tamamlamış erlerden seçilir.

                              Müteferrik vazife ve hizmetlere verilmiş olan usta erler de, ayrı bir programa göre haftada bir veya iki gün ikişer saat talim ve tedris edilerek evvelce aldıkları talim ve terbiyenin unutulmamasına itina olunur (Dahili Hz. ğ - 489)-

                28-         Bölükte mangaların kuruluşunun kadroya göre tertibi ve bunun hiç bozulmıyacak surette devam ettirilmesi esastır. Mangalarda usta er miktarlarının müsavi (Eşit) olarak bulunması gözönünde tutulmalıdır.

                29-         Bölük (Dahil) safhasına kadar olan talim ve terbiye ve tedris programları alay komutanları ve bu salâhiyetteki komutanlar tarafından aylara taksim edilmiş olarak tesbit ve o safha talimine başlamadan en az bir ay önce, Tb. komutanlarına tevdi edilir (5 -- 30).

                              Bu programlar Tb. Komutanlarınca haftalara ve BI. komutanlarınca da günlere taksim olunduktın ve bir derece üst makama tasdik ettirildikten sonra tatbik edilir.

                              Tek er talim ve terbiyesine ait programın saatlere taksimi acamı öğretmeni subayın vazifesi olup bu da mufassal programını, talimlere başlamadan bir kaç gün evvel, tasdik ve icabında tadil olunmak üzere Bl. Komutanına takdim eder.

                              Tb. talim ve terbiye ve tedris programının genel hatları ile gayeleri Tğ. K. nı tarafından tertip edilerek alaylara verilir ve alaylarca da teferruatı tesbit olunarak tatbik edilir.

                               Alayın yetiştirilmesi için iktiza eden program ve gaye tümence tesbit edilerek Tğ. komutanlarına verilir ve tuğaylarca da tatbik olunur. Tekâmül safhası talim ve terbiye ve tedris işleri programı talimatına göre A. komutanlarınca tanzim ve yukarıdaki esas dahilinde tatbik olunur.

B) Talim ve terbiyenin gayeleri ve vasıtaları

                30-         Talim ve terbiyede erişilecek gayeler

 (Temeller için ek) te tesbit olunmuştur. Bu gayelere erişilecek yola da kılavuz: Çok şey öğretmeye esaslılığın üstün tutulmasıdır. Her işte özen ve bütünlük üstün ve astın ilk vazifesidir. Bir düziye tekrarlar zararlıdır. (S 29)

                31-         Acamının tek olarak talim ve terbiyesinin gayesi; onu talim devresinin sonunda usta erler ile birlikte kendı sınıfında bir muharip olarak her türlü muharebe hareketlerinde kullanılabilecek surette bedenen ve ruhen yetiştirmektir. 1059 numaralı kanuna göre ayrılmış olan erlerin talim ve terbiyesinin gayesi; onlara kendi iradesi ile tek başına muharebe etmenin öğretilmesi ve bununla beraber manga komutanlığında ve ihtisas şubelerinde, tamamı ile hâkim oluncaya kadar, geliştirilmesi ve ast komutanlığa yetiştirilmesidir.

                32-         Silâhla talim ve terbiye için temel; Vücudün tekemmül ettirilmiş olmasıdır.

                              İdman talimleri, vücudü çelikleştirir, mafsalları yumuşatır ve tahammülü arttırır, çabukluk ve becerikliliği yükseltir.

                33-         Binicilik talim ve terbiyesinden maksat atlı askeri atına her türlü arazide hakim olabilecek ve kuvveti korunmakla beraber yüksek verim elde edecek bir dereceye getirmektir.

                34-         Yanaşık talimler, birliğin toplu olarak gösterilmeai ve idaresi için asgari derecede lâzım şekillerin beraberlikle öğretilmesine yarar.

                               Bu talimler intizam ve keskinliği öğreterek disiplini takviye ederler. Doğru idare edildiği takdirde kıt'anın benlik duygusunu yükseltirler.Bu talimlere ancak az bir zaman tahsis etmek lazımdır.

                35-         Silâh talim ve terbiyesi. askere kendi silâh ve malzemesini maksada uygun olarak ve yaptığını bilerek kullanmıya muktedir kılan bilgileri ve kullanmada hüner ve mehareti verir.

                              Atış talim ve terbiyesi, Atış talimnamelerine göre tanzim olunur. Atış talim ve terbiyesine büyük kıymet verilmelidir.Her nevi ateşli silâhların emniyet ve sükûnetle kullanılmaları her çeşit ateş muharebelerin de muvaffakıyet için devamlı olarak kesin tesiri haizdir.

                36-        Muharebe talim ve terbiyesi; talim ve terbiye kısımlarının en önemlisidir. Muharebe talim ve terbiyesinden maksat; askeri, emir almadığı halde bile, genel kurul çerçevesinde maksada uygun olarak hareket edebilecek azimli bir muharip olarak yetiştirmektir.

                             Muharebe talimlerinin gayesi; muharebe meydanında doğru hareket şekillerini ve çarpışmada kendi silahlarını maksada tamamen uygun ve kendiliğinden kullanmayı gevşemez bir surette askerin zihnine yerleştirmektir.

                             Acamının tek olarak muharebe talim ve terbiyesine erkenden başlanmalıdır. Bu talim ve terbiye mümkün olduğu kadar erkenden arazi üzerine intikal ettirilir. Mevsim nazarı itibara alınmayarak asker ne kadar çok defalar değişik ve güç arazide talim yaparsa elde edilecek kazanç o derece büyük olur.

                             Her tatbikat safhasında safhasında hakikî hale göre lazım olan zamanın verilmesi kabil olabilmesi için muharebe safhaları hep birden yaptırılmayıp ayrı ayrı talim ve tatbik olunur.Karanlığa alışmak çok önemlidir. Yaya ve atlı olarak olduğu gibi, arabalı olarak ta yürüyüş kudreti bir plana göre geliştirilmeli ve arttırılmalıdır.

                             Her askere kendi sınıfının talim ve terbiyesinden başka olarak, havaya ve gaza karşı korunma, düşman zırhlı ve tekerlekli vasıtalarına karşı hareket tarzı ve genel istihkâmcılık  işinde de bilgi ve biraz ameli meharet verilmelidir.

                 37-       Amelî hizmette ne öğretilecekse, bunlar nazarî derselerle hazırlatılmalı, fikir de derinleştirilmeli ve sağlamlaştırılmalıdır.

                             Nazarî dersler. yetiştirici bir tesire malik olmakla beraber, askerî, talim ve tedris edilecek maddelerin esasına nüfuz ettirmek ve birbiri ile alâkadar şeyleri izah etmek için, öğretmene fırsat verirler.

                             Derslerin faydalı olması için öğretmenin tedris edilecek maddeye fikren nüfuz etmesi ve hakim olması birinci şarttır. Gösterilecek alet ve örnekler dersleri kolaylaştırır ve ikmal ederlerse de hiç bir zaman arazideki ameli talim ve terbiyenin yerini tutamazlar.

                            Genel bilginin ve sosyal terbiyenin ziyadeleştirilmesi için verilecek dersler, askerin şahsî kıymetini de arttırır ve ordudan terhisinde sosyal hayatta daha önemli yer tutmasını kolaylaştırır.

                38-         Birlik talim ve terbiyesinin esasları ile hedefleri her sınıfın talimnamelerinde ve Sevk ve Muharebe Talimnamesinde gösterilmiştir. Harekette düşmanı kendi arzumuza tabi etmeye daima çalışılmalıdır.

                              Bunun için sevk ve idarede beceriklilik, birliğin hareket kabiliyeti ve çabukluğu, güç arazide bile yüksek yürüyüş kabiliyeti, meharetli gizleme, araziden ve karanlıktan istifade ve düşmanın aldatılması ve baskına uğratılması lâzım ve hususi olarak talime muhtaçtır.

                39-         Silâhların müşterek tesirindeki esasları kolayca birliğe öğretmek için şart, talim ve terbiyenin bu bakımdan ceryanında da en küçük birliklerden başlıyarak tedricen yükselmektir.

                               Ancak ordunun başlıca bir kuvveti de daima harbe hazır bulunuşu olduğundan, her mevsimde de büyükcek birliklerle tatbikatlar yapılması ve acamılara geldikleri daha ilk günlerinden itibaren silahlarının kudret ve tesiri hakkında ameli bilgiler verilmesi ve muharebenin cereyan sureti hakkında da örnek olarak tatbikatlar gösterilmesi lazımdır.

                               Her tatbikatın dikkatli ve talim maksadına tamamen uygun olarak hazırlanması ve tecrübelerden esaslı surette istifade edilmesi çok sık ve uzun talim yapmaktan daha kıymetlidir. Birliğin talim ve terbiyesi kuvvetlendikçe tatbikatların devamı ve şumulü de arttınlır.

                40-         Kıt'a tatbikatları: arazi tatbikatı, hususi hallerde muharebe tatbikatları. ordugâh tatbikatları ve manevralar olarak, talim ve terbiye devre safhaları (D - 79) talimatına göre yapılır.

                              Tatbikatların istifadeli olması için, vaziyetlerin basitliği, vazifelerin açıklığı ve imkânın azami derecesinde harp haline uygunluğu şarttır.

                              Birliklerin hazar mevcutları sefer mevcutlarından ne nisbette az olursa, her rütbedeki komutanlar için, seferi mevcutlu birliklerin idaresindeki ve ihtiyaçlarının ikmalindeki güçlükleri tanımak ve bertaraf etmek hususlarım öğrenmek te o derecede ehemmiyet kazanır.

                41-         Erbaş heyetinin, uzağı görerek ve gayeyı bilerek kurulması, onların dikkatle yetiştirilmesi ve talim ve terbiyesi kıt'anın durumu ve veriminde üstünlük temin eder.

                              Bu yetiştirme ve talim ve terbiye bölük komutanının ilk vazifelerindendir. Daha üst komutan bu işte bölük komutanına yardım eder ve kendi birliği içinde erbaşların talim ve terbiyesinin beraberliğini gözönünde bulundurur.

                42-         Erbaş heyetinin talim ve terbiyesinin ülküsü; müstakil ve muhakemeli hareket eden ast komutan ve becerikli emniyetli öğretmen yetiştirmektir.

                43-         Erbaşlığa namzetlerin seçilmesi mevcut kanun ve talimnamesine göre yapılır.Bunların komutanlık vasıflarının geliştirilmesi,bilgilerinin özel sahalarda da derinleştirilmesi,öğretmenlik kudretlerinin yükseltilmesi, yetiştirilmelerinde esas teşkil eder. Onların kıt'a başına geçirilmeleri ve mesuliyetli vazifelere memur edilmeleri, nefsine itimatlı âmir olarak yetişmelerini temin eder.

                44-         Erbaşların talim ve terbiyelerinin genişletilmesine, birinci derecede kendilerine verilen hizmete ait işler yardım eder. Kurs, ders, plan tatbikatları, arazi üzerinde konuşmalar gibi hususi yetiştirme tedbirleri  de bunu ikmal eder. Erbaşların şahsî kıymetlerinin geliştirilmesi sırasında onlar, her fırsattan istifade ile âmir ve komutan mevkiine getirilerek bilhassa ameli bilgi ve kabiliyetleri yükseltilir.

                              Bunların tedris ve talimlerdeki melekeleri daimi surette göz önünde bulundurmaya ve takviyeye muhtaçtır. Gerek iç ve gerek dış hizmetlerde erbaşlara düşen vazifelerde kendilerine geniş bir mesuliyet hissesi ayırmak ve bunun için lazım gelen erginliği vermek onların hizmete heveslerini ve mesleğe muhabbetlerini muhafaza etmelerine yardım eder. TÜRK ordusunun şanlı vakalarını bilmek; cengâverlik fikrinin, bilgi derecesinin, şevk ve gayrettin yükselmesine yarar.

                45-         Subay, kıt'asının komutanı, öğretmeni ve yetiştiricisi olmak gibi yüksek bir vazife için esaslı bir talim ve terbiyeye muhtaçtır. Bu talan ve terbiye işi subayın âmirlerinin vazifesidir. Fakat bu iş her subayın da kendi tekemmülü için bizzat çalışmasını icap ettirir.

                46-         Subayların yetiştirilmelerînden ve talim ve terbiyelerinden birinci derecede alay komutanları ile müstakil Tb. ve birlik komutanları mes'uldürler.

                              Tabur komutanları ile müstakil birlik komutanları subayların askerlik ve genel bilgilerinin arttırılması işini, emrinde bulundukları A. komutanının talimatına göre idare ederler.

                               Bu işte muvaffakiyet elde edilebilmesi ancak her subayda kendisini yetiştirmek için alâka ve hizmete heves duyguları uyandırabildiği ve bu duygu 'idame edildiği takdirde, mümkün olur.Subayların talim ve terbiyesi faaliyetinin hakiki surette faydalı olabilmesi, ancak bu çalışmanın kritiğe boğulmayarak öğretici, yardım edici ve ameli bilgiler verici şekilde olması ile kabildir.  Subaya haddinden fazla ilmî vazifeler yükletilmesi ve talim ve terbiyenin dar sahada ve okul usulü ile idaresi caiz değildir. Hiç bir zaman şekil asla, imtihan öğretmeğe tercih edilmemelidir. Lüzumsuz yazı ödevleri zararlıdır.

Subaylara, idman ve atış talimleri ayrıca talim suretile yaptırılmalıdır. Subayların bisiklet motosiklet ve Oto. kullanmakta ve at binmekte tekemmülleri üstleri tarafından teşvik ve temin edilmelidir. Arazi üzerinde biniciliğe ayrıca ehemmiyet verilmelidir.

                47-         Subay boşluğunu dolduracakların (Harbiye okurlarının) subaylığa yetiştirilmesi, ondan mes'ul olan kıt'a ve okul komutanlarının en birinci vazifesidir.Bunların, gördükleri talim ve terbiye usulleri ve bu sırada aldıkları intibalar bütün meslek hayatları üzerinde kati tesire maliktirler. Ancak erin hizmetini ve hayatını bizzat yaşıyarak tanıyanlar ve bizzat itaat etmeyi öğrenenler, istihdama layık amir olurlar. İlerde kendilerine tevdi edilecek olan erlere komutanlıköğretmenlik ve yetiştiricilik vazifelerini yapmaları için bunların muhtaç bulundukları ameli temelleri kıt'a hizmetinde tekemmül eder.

                48-         Genç subayın inkişafı bilhassa kıt'a hizmetinde tekemmül eder. Genç subay kıt'a başındaki, astlarına karşı muameledeki ve birliğine ait bütün ameli hizmetlerdeki kabiliyet noksanlarını kendi Bl. komutanının idaresi altında ikmal etmelidir.

                49-         Talim ve terbiyenin daha ileri götürülmesinde; ameli olarak insanları tanımak öğretilirken askeri ve genel bilgileri genişletilir ve kuvvetlendirirken genç subay, özel hizmet şubelerinde ve daha üst makamlarda hizmet etmeğe bir plana göre ihzar edilir.

                               Ulus ve hükümetin yaşayış esaslarını ve dolayısı ile memleketin esas kanunlarını bilmek ordu ile ulus arasındaki bağı sağlamlaştırır. Tabiye vazifeleri, plan tatbikatları ve harp oyunları ile arazi üzerinde kadro tatbikat ve seyahatleri, birliğin sevk ve idaresi birliğin sevk ve idaresi ve ihtiyaçlarının temin ve ikmali bilgilerini derinleştirmeye hizmet eder. Diğer sınıflarda hizmet etmek, muhtelif sınıfların birlikte tesiri için anlayışı ilerletir.

                              Harp tarihi tetkiki ve askeri neşriyatın tetebbüü muhakemeyi keskinleştirir, görüşü derinleştirir. konferanslar ve harp hadiseleri yahut günün meseleleri üzerine verilecek mükafatlı ödevler heves uyandırır ve öğretici olur.

                50-         Yedeksubayların talim ve terbiyesi de özel bir ihtimama muhtaçtır. Harp, yedek K.lardan da muhtelif askeri sahalarda bir çok bilgiler talep eder. Maharetli, basiretli ve kuvvetli şahsiyetleri, emirlerindeki erat sıkışık vaziyetlerde dahi tam itimatla takip ederler, bu gibilerin yetiştirlmesi mesul K.ların vazifesidir. Bu talim ve terbiyenin ağırlık merkezi, bu subayları, muharebede K.lık vazifelerini yapabilecek dereceye, ameli olarak yetiştirmek mesaisi üzerinde toplanır. Yedek subayların hizmete çağırılışlarında mümkün olduğu kadar sık sık kıt'alarda mesul komuta makamlarında kullanılmaları bu maksada hizmet eder. Bu sırada onlara, iç hizmet vazifeleri ve seferde birlik ihtiyaçlarının temin ve ikmali hususlarının öğretilmesi de mühimdir. Bu subayların ameli talim ve terbiyeleri, plan ve kadro tatbikatlarına iştirak ettirilmek ve tabiye vazifeleri hallettirmekle ikmal olunur.

902 kez okundu
08.08.2018

Yorumlar