"BIRAKIN ONUN BUNUN MODELİNİ! ORDU KURMAK BİZİM İŞİMİZ" Aziz GÜLER
 
BIRAKIN ONUN BUNUN MODELİNİ! BİZ BU İŞİ DAHA İYİ BİLİYORUZ. ORDU KURMAK BİZİM İŞİMİZ.
 
 
Türk Silahlı Kuvvetleri yakın geçmişimizde büyük değişimler yaşamıştır. Her değişim sonrası eski gelenekten gelen uygulamalar ve alışkanlıklar bir süre daha devam ettiği için yapılan değişikliklerin olumsuz etkileri önce fark edilmemiş, ancak zaman içerisinde ne denli büyük sorunların temelinin alelacele önü sonu düşünmeden reform olarak adlandırılan değişikliklerden kaynaklandığı ortaya çıkmıştır.
 
İlk büyük çaplı değişiklik NATO ya girmek ile başlamıştır. NATO’ya giren Türk Silahlı Kuvvetleri Kara, Hava, Deniz Kuvvetleri Komutanlıklarını kurmuştur. Başlangıçta geleneğin etkisi ile Genelkurmay Başkanlığı yönetme gücünü muhafaza etmiş ancak zaman içerisinde her kuvvet komutanlığı birer bağımsız yapıya dönüşmüştür.
 
Hiçbir Kuvvet Komutanlığı diğerinin yaptığını beğenmemiş,  her kuvvet kendi lojistik yönetim modelini ayrı kurgulamıştır, farklı olma gayreti her alanda kendisini gösterir hale gelmiştir.
 
Farklı olma arzusu öyle hale gelmiştir ki Hava Kuvvetleri Komutanlığı kendi kara birliklerine MAVİ desenli kamuflaj elbise giydirmiş, yer birliklerinin kullandığı araçları MAVİ kamuflaj ile boyamıştır. Kara Kuvvetlerinin ayrı Hava Kuvvetlerinin ayrı, Deniz Kuvvetlerinin ayrı  ayrı kurulmuş ancak aynı konuda faaliyet gösteren farklı okulları var olmuştur.
 
Lisan okullarından matbaalara, Muharebe Arama Kurtarma birliklerinden, paraşüt eğitimlerine kadar Kuvvetler arası koordinasyonsuzluk kaynak israfına yol açtığı gibi Müşterek Harekât yeteneğinin gelişimini de olumsuz yönde etkilemiştir.
 
Genelkurmay Başkanlığının Kuvvetler üzerinde denetimini arttırabilmek için kurduğu Denetleme Başkanlığı bir büyümüş, bir küçülmüş, elde kalan tek kontrol gücü projeli harcamalar üzerinde kurmaya çalıştığı yapı olmuştur.
 
Amerikan Ordusundan esinlenerek oluşturulan yapı aslında Amerikan ordusunda asıl başat gücün Deniz Piyadeleri olduğu, deniz piyade gücünün kendi hava ve deniz gücüne sahip olduğu, Amerikan ordusunun asıl muharip unsurlarının da deniz piyadeleri üzerine kurulu olduğunun farkına varamamışlardır.
 
Mevcut durum zaten sorunlar yumağı iken 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası alelacele ve öfke ile yapılanlar bunun üzerine tüy dikmiştir.
 
Askeri Yapıdan bağımsız, sivil bir rektöre bağlı  bir askeri okul modeli, Kuvvet Komutanlıklarına  Harekat, İstihbarat konuları dışında emir veremeyen bir Genelkurmay Başkanlığı oluşturulmuş askeri yargı ve  askeri sağlık sistemi kaldırılmıştır.
 
Zaten güçlükler içerisinde yürütülen emir komuta birliği, eşgüdüm ve hiyerarşik yapı  temelinden yıkılmıştır.
 
Hele Jandarma Genel Komutanlığının Türk Silahlı Kuvvetlerinden tamamen koparılması STRATEJİK BİR HATADIR.
 
Jandarma Türk Ordusunun bir nevi stratejik ihtiyatıdır. Kurtuluş savaşından tutun Kıbrıs Barış Harekâtına kadar her harekât ta kullanılmıştır. Bugün Kır Polisi haline dönüştürülen Jandarma Türk Milleti ve TSK tarafından çok aranacaktır çok.
 
Gelecekte Jandarma Özel Harekat  ve J. Komando birlikleri sınır ötesi harekatlara katılabilecek midir? Siyaseten görev verilir ve katılır demek verilen görevi yapabileceği anlamına gelmez.
 
 Okulu değişen, özellikle subay kaynağı değişen bir yapı bugün geçmişin itici gücü ile ordu disiplini içerisinde hareket ederken gelecekte de aynı disiplin, aynı eğitim, güçlü hiyerarşik yapısını muhafaza edebilecek midir?
 
Polis güçlerine benzetilen bir Jandarma muharip vasfını daha ne kadar sürdürebilecektir?
 
En seçkin Polis Özel Harekât birimlerinin dahi arazi operasyonlarındaki yaşadığı sorunları hiç kimse hatırlamıyor mu?
 
Asıl eğitimi meskûn mahal ve adli işler üzerine olan bir birimden daha fazlasını beklemek te çok doğru olmaz zaten.
 
Gelecekte Piyade subayı ile jandarma subayı birbirini tanımayacak, mutlak olarak farklı olacak. Ya sonra bir Kıbrıs Harekâtı daha yapılırsa takviye kim olacak?
 
Geçmişte o kadar iç içeydik ki aramızdan Jandarma Kadrolarında görev yapan binlerce subay, astsubay var. Adli işleri hariç her alanda birlikte olduk.
 
Bu değişimin darbeye girişen fetö/pdy yapılanmasına bir tepki ile öfke içerisinde başlatıldığını, işin acı tarafı ise bu projeyi hazırlayanların tepki konulmaya çalışılan fetöcülerin hazırladığı bir proje olduğunu ne çabuk unuttuk?
 
Şimdi yurt dışına kaçan polis okullarında sözde akademisyenlik yapan fetöcülerin Jandarmanın TSK’dan koparılması gerektiğini söylediklerini, Müdürlük haline gelmesinin elzem olduğunu televizyon televizyon gezerek anlattığını hatırlayan kalmadı mı?
 
Peki çözüm ne?
 
Milattan önce 209 yılında teşkilatlanmış bir ordu aslında cevapları çok iyi biliyor. Çünkü cevapları savaş meydanlarında kan dökerek öğrendi, talimname tercüme ederek değil.
 
Sadece Kurtuluş Savaşı için nasıl bir teşkilat kurulduğuna bakılsa ne yapılacağı görülür.
 
Harekat, İstihbarat, Lojistik ve Personel konusunda yetkileri ile donatılmış bir 
 
GENEL KOMUTANLIK,
 
Göreve göre teşkilatlandırılmış kendi hava, deniz gücü olan
 
DOĞU MÜŞTEREK KOMUTANLIĞI,
 
BATI MÜŞTEREK KOMUTANLIĞI VE
 
STRATEJİK KUVVETLER KOMUTANLIĞI olarak teşkil edilmiş bir ordu.
 
Genel Komutanlık tan bağımsız sadece koordine sorumluluğu olan, bütün eğitim, öğretim birimlerini bünyesinde bulunduran, terfi kaygısı olmayan Emekli BİR GENEL KOMUTAN’IN yönettiği, yani askerlerin yönettiği içerisinde akademiler, enstitüler, okullar, olan, üniversiteler ile iç içe olan EĞİTİM KOMUTANLIĞI.
 
Ordunun para ile doğrudan ilgili bütün işlerini yöneten bir Milli Savunma Bakanlığı.
 
Adli işleri ayrılmış, diğer muharip subay, astsubaylar ile aynı okullarda kendi ihtiyacına göre eğitim gören subaylar ve Jandarma sınıfından bir Orgeneralin emir komuta ettiği bir Jandarma Genel Komutanlığı.
 
Büyük Taarruz öncesi Türk Ordusunun teşkilatı temel örnek olarak alınabilir.
 
 
Saygılar sunarım.
871 kez okundu
09.04.2018

Yorumlar