"BEN ÖLMEDİM Kİ ANNE (GERÇEK BİR MEHMETÇİK ÖYKÜSÜ)-Ertuğrul ÖZTÜRK
 
BEN ÖLMEDİM Kİ ANNE
(Bir Mehmetçik Öyküsü)
 
Millî Savunma Bakanlığı Arşiv Müdürlüğü kayıtlarında sonsuzluğa ulaştığını öğrendiğimiz Ölümsüz Kahramanlardan biri olan Teğmen Ahmet Hüsamettin’in şahsi dosya bilgileri destansı bir öyküyü barındırmaktadır.
 
Yıl 1914, Birinci Dünya Savaşı’nın ateşli günleri başlamıştır. Devlet-i Âliyye 03 Ağustos 1914’te Seferberlik ilan etmiştir.
Erzincan nüfusuna kayıtlı 1889 doğumlu İlkokul Öğretmeni olan Mustafa oğlu Ahmet Hüsamettin Efendi, seferberliğin ilanı sonrası askere alınır. Erzincan Askerlik Şubesi Başkanlığınca 02 Eylül 1914’te silahaltına alınarak Erzincan İhtiyat Zabit Talimgâhına kaydedilmiştir. Burada eski bilgilerini hatırlatıcı ve yeni silah sistemlerini tanıtıcı muharebe taktik ve tekniklerine yönelik eğitimine başlanır. Anılan eğitim birliğini 18 Şubat 1915’te tamamlayan Ahmet Hüsamettin Efendi, 3’üncü Ordu emrine verilmiştir.
 
14 Haziran 1915 tarihinde Piyade İhtiyat Zabit Vekilliğine terfi eden Ahmet Hüsamettin Efendi, 10’uncu Kolordu, 32’nci Fırka, 96’ncı Alay, 3’üncü Tabur, 9’uncu Bölüğe atanmıştır. Bu birlik ile Kafkas Cephesi’nde muharebelere katılan Ahmet Hüsamettin Efendi, aldığı bir keşif görevi sonrasında 22 Şubat 1916’da Aşkale’de Ruslara esir düşmüştür.
 
05 Nisan 1917 tarihinde Fırkası, Muamelat-ı Zatiye Dairesine (Personel Başkanlığı); Ahmet Hüsamettin Efendi’nin 22 Şubat 1916 tarihinde gaip (Akıbeti meçhul) olduğunu bildirmiştir.
 
Esir düştüğü hâlde, başlangıçta bu durumu tespit edilememiştir. Ancak 1917 yılında İstihbarat Başkanlığının bir yazısında, Rusya’da esir olduğu ve ona göre gerekli hukuki işlemlerinin yapılması emredilmiştir.
 
Rusların elinde İki yıl, üç ay esarette kalan Ahmet Hüsamettin Efendi, bu durumda da irade, azim ve cesaretini korumuş ve 22 Mayıs 1918 tarihinde esir olarak tutulduğu Astrahan’dan kaçmayı bilmiştir.  Astrahan şehri bugünde Rusya Federasyonu’nun güneybatısında yer alan bir liman kentidir. Volga nehrinin Hazar Deniz’e döküldüğü yerde 11 adacık üzerine kurulmuştur. Arşiv belgelerine göre bu kahraman subayımızın Astrahan Esir Kampından kurtuluşunun sonrasında, İstanbul’a kadar gelmeyi de başardığı görülmüştür. 
 
Muamelat-ı Zatiye Dairesi ise; Üsera (Esirler) Muamelat Şubesine 22 Mayıs 1918 tarihinde esaretten dönen Ahmet Hüsamettin Efendi’nin, 05 Ağustos 1918 tarihinde tekrar kıtasına gönderildiğini ve bu durumunun dosyasına ve üsera defterine işlenmesini istemiştir.
 
Birinci Dünya Savaşı’nın sürdüğü dönemde, Astrahan dönüşü İstanbul’da bir süre Kuledibi Asker Hastanesinde nekahet dönemi geçiren Ahmet Hüsamettin Efendi, bir kez daha 3’üncü Ordu emrine verilerek bu defa Batum’a gönderilmiştir. Burada 37’nci Depo Taburu, 2’nci Bölüğün Kütük Defterine kaydedilmiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın son bulması üzerine 01 Aralık 1918’de terhis edilen Ahmet Hüsamettin Efendi, bir süre memleketinde bulunduktan sonra ticaret maksadıyla İstanbul’a gitmiştir.
 
Ahmet Hüsamettin Efendi, 16 Mart 1920’de İstanbul’un İngilizler tarafından işgali üzerine, Millî Mücadele’de görev almak için tıpkı Büyük Önder Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK gibi Kuvay-ı Millîye ruhuyla Anadolu’ya geçmiştir. İçinde bulunan vatan aşkı ile Giresun’a gelmeyi başaran Ahmet Hüsamettin Efendi, gönüllü olarak bu sefer Kurtuluş Savaşı’nın bir Mehmetçiği olmuştur. 
 
O Kahraman Mehmetçik; Ben bu vatan için askerliğimi yaptım. Kafkas Cephesi’nda savaştım. Esir oldum. Evimden, yurdumdan, sevdiklerimden uzak kaldım. Artık yeter! … demedi. Zaten diyemezdi ki… Böyle insanlar: Yüksek karakterli, iyi ahlak sahibi ve dürüst olurlar. Bu insanlar Büyük Kurtarıcı ATATÜRK’ün ‘’Vatan sevgisi ruhları kirden kurtaran en kuvvetli rüzgârdır.’’  özdeyişini sinesinde barındıran, ulvi değerlere sahip ve karşılıksız sevgisi olan kişilerdir. İşte Mehmetçik kimdir, rütbesi nedir, nasıl biridir, özellikleri nedir? denildiğinde, gerçek bir örnek olarak hem de her devirde karşımıza çıkan sayısız kahramanlardan birisidir. O İnsanlık Tarihi ile beraber medeniyet nurları taşıyan, binlerce yıllık kahraman Türk ordusunun bir ferdi, Türk vatanının koruyucusu ve yılmaz bekçisidir. O yüreği vatan aşkı ile dolu Erdir, Erbaştır, Başçavuştur, Teğmendir, Albaydır, Generaldir, Mareşaldir. O Türk Askeridir. İşte O Mehmetçiktir.
 
4’üncü Fırka, 42’nci Alay, 3’üncü Taburda muvazzaf zabit vekili olarak Sakarya Savaşı’na katılan Kahraman Mehmetçik Teğmen Ahmet Hüsamettin, Polatlı bölgesinde Taşlıtepe Muharebesi’nde yaralanmış ve kaldırıldığı Rumkuş Hastanesinde 10 Eylül 1921 tarihinde otuz iki yaşında şehit olmuştur. Bu savaşta birlik mevcutlarına göre erbaş er zayiat oranı %35-40, subay zayiat oranı ise % 70-80 arasında olduğundan Türk Tarihine Subay Savaşı diye de geçen Sakarya Savaşı’nda Kahraman Teğmen Ahmet Hüsamettin, rütbelerin en büyüğü olan şehit mertebesine erişmiştir.
 
Şehit Teğmen Ahmet Hüsamettin’in babasına, Mülga 3’üncü Şube tarafından İstiklal Harbi’nin sonunda şehit düşen zabit vekili ailelerine bir üst rütbe üzerinden maaş tahsisi yapıldığından, Mülâzım-ı Sânî (Üsteğmen) rütbesi üzerinden maaş tahsis edilmiştir. Kırmızı Şeritli İstiklal Madalyası da 08.08.1926 tarih ve 4780 numaralı vesika ile bu tarihte kardeşi Servet Efendi’den başka kimsesi olmadığından ona verilmiştir.
 
 
 
 
 
 
(MSB Arşiv Müdürlüğü; İhtiyat Zabit Vekili Ahmet Hüsamettin’e Ait (26159) Yedek Subay Dosyası.)
 
        

Mu’âmelât-ı Zâtiyece Mukayyet Kıt’ası

Alay 96  Tabur 3  Bölük 9  Takım Kumandanı

Kolordu Numarası

 

İsmi

Ahmet Hüsamettin

Fırka Numarası

On beşinci Sason

Pederinin İsmi

Hafız Mustafa

Alay Numarası

Giresun Nizamiye Alayı

Memleketi

Erzincan

Tabur Numarası

İkinci Tabur

Tevellüdü

1305

Bölük Numarası

Üçüncü Bölük

Duhûlü

20 Ağustos 1330

Rütbesi

Zâbit Vekili

Nasbı

01 Haziran 1331

Sınıfı

Sınıf 2 İhtiyât

Kayıt Numarası

11

Künyesi Aslına Mutâbıktır. 28.05.1337

      Hesap Memuru

(mühür)

 
 
Z
(MSB Arşiv Müdürlüğü; 02 Numaralı İstiklal Savaşı Zabitan Zayiat Defteri, Sıra No. 74, 389.)
 
 
 
 
 
 
MSB Arşiv Müdürlüğü envanterinde İstiklal Savaşı Dönemi’ne ait zabitan zayiatını gösterir 02 Numaralı İstiklal Savaşı Zabitan Zayiat Defteri’nde, Şehit Ahmet Hüsamettin’in şehadet kaydının yazılı olduğu tespit edilmektedir.
 
 
 
Söz konusu zayiat kaydında Ahmet Hüsamettin Efendi’nin şehit düşmesi üzerine, maaş tahsis edilen kişinin babası olduğunu da görmekteyiz. Tahsis edilen maaş miktarı 514 kuruş, tebliğ tarihi ise 24 Haziran 1922’dir. Söz konusu zayiat kaydı ile Kahramanımızın şehit olmadan önce Sakarya Savaşı’nda cereyan eden Taşlıtepe Muharebesi’nde yaralandığını ve Rumkuş Hastanesine kaldırıldığını öğrenmekteyiz. Taşlıtepe; Polatlı ilçesinin Kargalı köyü yakınlarında, Taşlık Sırtı denilen mevkide yer almaktadır. Rumkuş Hastanesi de Haymana ilçesi, İkizce bucağında bulunmaktadır. 
Ölümsüz Kahraman Teğmen Ahmet Hüsamettin, 10 Eylül 1921 tarihinde şehitlik mertebesine ulaşmıştır. 22 gün 22 gece devam eden Sakarya Meydan Savaşı, bu tarihten 3 gün sonra zaferle sonuçlanmıştır. Bu zafer düşman ordusunun taarruz kabiliyetini kırdığı gibi Türklerin asırlardır vatan tuttukları Anadolu topraklarının sahibi olduğunu da ilan etmiştir.
Cepheden cepheye koşan, esir düşen, vatanın kurtuluşu için “Ya istiklal Ya Ölüm!” diyen ve bu uğurda şehit olan Teğmen Ahmet Hüsamettin’in askerlik safahatı; şiirlerde, romanlarda, filmlerde geçen böylesine öykülerin gerçek kahramanını bizlere göstermektedir. 
Vatan sevgisi, cesaret, fedakârlık, kahramanlık gibi yüce değerlere sahip Mehmetçik’in fıtrî yapısı, her devirde bu vatan topraklarında yükselmektedir. Tarihimizin sayfalarında karşımıza çıkan bu ulvi hasletlerle donanmış vatan bekçileri, genç nesillere bir ideal ve aydınlık dolu bir gelecek bırakmaktadırlar. 
Selam vatan sevdalılarına, binlerce selam şanlı Mehmetçiğe.
 
13 Mart 2018
Ertuğrul ÖZTÜRK
 
 
KAYNAKÇA
Ölümsüz Türkler, 1.Dünya Savaşı Şehit İşlemleri, MSB Yayını, Gnkur.Basımevi 2015, Ankara.
MSB Arşiv Müdürlüğü; İhtiyat Zabit Vekili Ahmet Hüsamettin’e Ait (26159 Numaralı) Yedek Subay Şahsi Dosyası.
 
797 kez okundu
13.03.2018

Yorumlar