"BEYNİNİZLE DALGA GEÇMEYİN"-Editörün Seçtikleri
Beyninizle Dalga Geçmeyin
 
    Teknoloji artık herkesin cebine girmiş durumda. Böyle olunca da ilgi uyandıran pek çok uygulamanın adresi cep telefonları oldu. Bunlar arasında ses frekansını baz alan uygulamaların yaygınlığı dikkatimi çekti. Nasıl çalıştıklarını ve insana nasıl etki ettiklerini merak ederek bir araştırma yaptım. Ulaştığım sonuç, kafamda bazı soruların oluşmasını ve daha önceden var olan bazı soruların da cevap bulmasını sağladı. Bunları sizlerle de paylaşmak istedim, ilginizi çekeceğini düşünüyorum.
 
    Uygulama sitelerinde rahatlama, meditasyon, uyku, konsantrasyon, stres, yoga gibi çeşitli başlıklar altında bulabileceğimiz pek çok ses frekans uygulaması var. Bunların hepsi amacına uygun olarak ayarlanmış frekanslarda üretilen sesler kullanarak insanların “mod”unu değiştirmeyi vadediyor. Peki, bu yöntem nasıl işliyor ve bize nasıl etki ediyor?
 
Beyin Frekans Teknolojisi:
 
    Beyin frekans teknolojisi, kişinin zihin gelişimini sağlamada kendi çabalarıyla uygulayabileceği bir zihin programlama yöntemi olarak tanımlanıyor. Uygulama beyin dalgalarının yönetilmesine dayanıyor. Beynin elektriksel aktivitesi sonucu çevreye elektriksel dalgalar yaydığını biliyoruz. Bilim insanları beyin dalgalarının kişinin bulunduğu bilinç durumuna göre farklı frekanslarda yayıldığını tespit etmiş ve 4 ana gruba ayırmış. Bunlar Beta, Alfa, Teta ve Delta olarak adlandırılmış.
 
    Beta Dalgası (13-30 Hz): Zihinsel aktivitenin yoğun olduğu anlarda ortaya çıkıyor. Beta dalgaları insana dinamizm ve uyanıklık sağlıyor. Ancak bu dalga boyu çok yükseldiğinde korku, stres, panik ve endişeye işaret edebiliyor.
 
    Alfa Dalgası (8-12 Hz): Rahatlama durumunu temsil ediyor ve uykunun ilk evrelerinin dalgaları olarak tanımlanıyor. Huzurlu ve sakin olma durumudur ve bilinç açıktır. Bu aşamada hayal kurmak ve canlandırmak kolaylaşıyor.
 
    Teta Dalgaları (4-8 Hz): Endişenin ve korkunun olmadığı, kendi içimize döndüğümüz anlarda ortaya çıkıyor. İnsanın günlük hayatın içinde kendini rölantiye alması gibi bir durum bu. Bu aşamada unutulmuş bilgiler hatırlanıyor, yaratıcılık ve fikirler ön plana çıkıyor.
 
    Delta Dalgası (0-4 Hz): Derin uykuda delta, en düşük frekanstadır. Bu aşamada dünyadan kopuş ve bilinçsizlik vardır.
Uzmanlar beynin bebeklerde teta, 14 yaşına kadar ise teta ve alfa dalga boylarındaki titreşimlerle çalıştığını söylüyor. Bu seviyeler, kişinin çok kolay etki altında kalabildiği, kendisine söylenenleri ya da yapılanları kolaylıkla kabul ettiği, hayal kurmanın, yaratıcılığın ve düşleme gücünün zirvede olduğu dalga boyları olarak tanımlanıyor.
 
Çalışma prensibi:
 
    1839 yılında Alman araştırmacı H.W. Dove benzer frekanslarda 2 sesin beyinde 3ncü bir ses oluşturduğunu keşfetmiş. Buna binaural (binoral) ses deniyor. Mesela bir kulaklıkla sağ kulağa 200 Hz.lik, sol kulağa 210 Hz.lik sesler verilirse beynimiz bu iki sesi birleştirip 10 Hz.lik ara sesi kendisi üretiyor. Bu ses alfa dalga boyuna tekabül ediyor. Uygulamaya bir süre devam edildiğinde bu yöntemle beyni alfa dalga boyuna geçirmek mümkün oluyor. Aynı şekilde kişinin problemine uygun olarak farklı frekans aralıkları kullanılarak, insanlar istenilen duygu durumlarına ulaştırılıyor ve gönderilen bilinçaltı mesajlarla desteklenerek zihnin içindeki olumsuz kalıplar istenen yönde değiştiriliyor.
 
    Gönderilen bilinçaltı mesajların bilinç tarafından algılanıp engellenmemesi için de mesajın başka seslerle karıştırılması, tersten okunması, iki kulağa ayrı ayrı verilmesi gibi bazı yöntemler kullanılıyor.
Son dönemlerde daha pratik bir yöntem olarak “trypnaural” ya da “isochronic tones” yöntemlerinden bahsediliyor. Bu yöntemlerde stereo kulaklıklara gerek olmadığı için her ortamda kolayca kullanılabiliyor, böylece uygulanması daha kolay oluyor.
 
Beyin Frekans Teknolojisinin Kullanım Alanları:
 
    Geçmişte özellikle istihbarat örgütlerinin oyuncağı olan ve çeşitli alanlarda kullanılan bu teknik günümüzde uzman kişilerce iyi niyetlerle; hafızayı güçlendirme, öğrenme yeteneklerinin arttırılması, uykusuzluk problemleri, korkular, içki-sigara gibi bağımlılık problemlerinin çözümü için kullanılıyor. Bu yöntemler kullanılarak uzman kontrolünde hazırlanan kişisel gelişim ve değişim setlerinin tanıtımı açıkça yapılıyor. İnsanlara ses teknikleriyle telkinde bulunmaktan ve ruhsal iyileşmelerden söz ediliyor.
 
   Peki, gerçekten istenilen etkiyi sağlayabiliyor mu?
 
    Bu teknikle ilgili yapılan araştırmalardan bahsediliyor ama bu araştırmalara ulaşmak isterseniz güvenilir bir kaynak bulmakta zorlanıyorsunuz. İnternette bulabileceğiniz bilgiler birbirlerinin aynısı, yani kopyala yapıştır. Teknikleri kullananlar faydasını gördüğünü söylüyor. Bu doğru olabilir ama acaba bilinmeyen zararlar da meydana geliyor olabilir mi? Bazı araştırmalarda da plasebo etkisinden bahsediliyor? Bu soruların da net bir yanıtı yok.
 
    Her şeye rağmen “duyulabilen” sesin, insan psikolojisi üzerindeki etkisi tartışmasız kabul ediliyor ve pek çok alanda kullanılıyor. Türk tıp tarihinde de Türk müziği makamlarıyla hizmet veren şifahaneler olduğunu biliyoruz.
 
    Hep merak etmişimdir;
 
    - Odasında oyun oynayan küçük çocuğun yan odadaki televizyonda “reklamlar” başlayınca bundan nasıl haberdar olup ta koşup gelerek seyretmek için televizyonun karşısına dikildiğini,
 
    - Telefon dolandırıcılığına karşı bizleri sürekli uyaran aklı başında insanların, kendilerinin bu tür olaylara nasıl maruz kaldığını,
 
    - Yasa dışı örgütlerin etkisine kapılarak suç işleyenlerin yakalandıkları zaman verdikleri ifadelerinde veya dini bir akımın etkisine kapılıp körü körüne itaat eden insanların sohbetlerinde “nasıl olduğunu bilmiyorum, her şey oraya gittiğimde başladı” demelerini…
 
    Buna benzer örnekleri çoğaltmak mümkün. Herkesin kendi yaşantısında bunlara benzer cevapsız sorular vardır sanırım.
Uzmanlar uyarıyor:
 
    Bas frekanslı ve yüksek volümlü seslerin olduğu ortamlarda bilincimizin filtrelerinin devre dışı kalma ihtimali artacağından bu tür ortamlardan uzak durmak gerekiyor. Ritmik, monoton ve yüksek volümlü seslerin insanları kolaylıkla transa sokabildiği biliniyor. Eğer bu tür seslerin etkisi altında bizden önemli kararlar vermemiz isteniyorsa, hemen o ortamdan uzaklaşmamız öneriliyor.
 
    Cep telefonlarından kolayca ulaşılabilen bu tür ses uygulamalarının içerikleri hakkındaki bilgilerimiz sadece bize anlatılanlarla sınırlı.
    Uyarılara kulak vermek lâzım.
 
 
     EDİTÖRDEN
 
790 kez okundu
04.03.2018

Yorumlar