"YAPAY ZEKA VE İNSANLIĞIN GELECEĞİ"-Bora SÖNMEZ

Yapay Zekâ ve İnsanlığın Geleceği

 

            Son günlerde sıkça karşımıza çıkan “yapay zekâ” kavramı nedir ve insanlığın geleceğini ne şekilde etkileyecektir? İdealize edilmiş bir yaklaşıma göre yapay zekâ, insan zekâsına özgü olan, algılama, öğrenme, çoğul kavramları bağlama, düşünme, fikir yürütme, sorun çözme, iletişim kurma, çıkarımsama yapma ve karar verme gibi yüksek bilişsel fonksiyonları veya otonom davranışları sergilemesi beklenen yapay bir işletim sistemidir. Bu sistem aynı zamanda düşüncelerinden tepkiler üretebilmeli (eyleyici yapay zekâ) ve bu tepkileri fiziksel olarak dışa vurabilmelidir.[1]

Tanımdan da anlaşılacağı üzere insan gibi düşünen, sorgulayan, öğrenen, kendini geliştiren ve düzelten bir bilgisayar işletim sistemi ya da bu türden bir bilgisayar işletim sistemi yerleştirilmiş bir robottan bahsetmekteyiz. Ancak daha önce bazı programlamalara maruz kalmış ve işini mükemmel bir şekilde yapan robotlar yapay zekâ kavramı ile karıştırılmamalıdır. Örneğin, içinde zamanlayıcı olan ve evin, işyerinin eşyalarının yerleşim planı programlanmış bir robot süpürge, belirlenen zaman aralığında belirlenen mekânı temizlemektedir. Bu robotun programlanmış işlevlere katkısı bulunmadığından yapay zekâ kapsamında değerlendirilmemektedir.

            Tarihsel süreçte yapay zekâ ele alındığında bilim adamlarının bu konuyu ciddi olarak ele aldığı ve tartıştığını görmekteyiz. Örneğin ilk programlanabilir bilgisayar fikrini ortaya atan İngiliz matematikçi ve analitik filozof Charles Babbage (1791-1871) ve onun programcısı ve aynı zamanda Lord Byron’ın kızı olan Ada Lavalace (1815-1852) “programlanabilir sistemlerin insan ne verir ve isterse onu yapacağını, ilave bir şey yapamayacağı” fikrini savunmuşlardır. Sonraki yıllarda bu alanda çalışma yapan ünlü matematikçi Roger Penrose yapay zekânın gerçekleşemeyeceği tezini ortaya atmıştır. Ancak bilgisayarın babası olarak kabul edilen Alan Turing (1912-1954) 1950 yılında yayınlanan bir makalesine “makineler düşünebiliyor mu sorusunu ele almayı öneriyorum” cümlesiyle başlamış ve bir tartışma açmıştır.[2]

                               

Yapay zekâ ve insan modeli

Yapay zekâ çalışmalarında model olarak alınan ve beden, zihin ve ruhtan oluşan insan ve onun düşünce ve davranış sistematiği temel olarak aşağıdaki gibi değerlendirilmektedir:

  1. Beden– dokunma, tadalma, görme, koklama ve işitmeden oluşan 5 duyuya sahiptir.
  2. Zihin
  3. Düşünür (zihin)
  4. Karar verici (zekâ)
  5. Kaydedici (bilgelik, bilinçaltı)
  6. İcracı (benlik)  
  7.   Ruh (gözlemci, maneviyat)

Yukarıdaki sınıflandırma incelendiğinde, yapay zekâyı barındıran bir bilgisayar veya bir robota insanın sahip olduğu ilk iki sırada yer alan özelliklerinin kazandırılması hususunda, tam anlamıyla olmasa da, belirli bir mesafe kaydedilmiştir. Ancak bu özellikler robotun tam anlamıyla insan benzeri bir tasarım olmasına yetmemektedir. Bu tasarımın insanımsı robot olabilmesi için üçüncü özelliğe de sahip olması gerekmektedir.

Yapay zekâ: altyapı, uygulamalar ve kullanım alanları

Yapay zekânın altyapısını; bulut teknolojisi (cloud), büyük veri (big data), cep telefonu ve diğer taşınabilir cihazlar (tablet vb.), şeylerin interneti (internet of things) (günlük hayatta kullandığımız buzdolabı, klima, televizyon, fırın, araba vb. eşyaların internet bağlantısına kavuşturularak veri alıp göndermesi teknolojisi) oluşturmaktadır.

Yapay zekânın uygulamalarını ise zeki otomasyon (intelligent automation), bilişsel sistemler (cognitive systems), robot endüstrisi, sosyal medya, derin öğrenme (deep learning) (insan beynindeki sinir sistemi ağını model olarak alan ve şekilleri, sesleri ve diğer türden verileri sınıflandırabilen geniş ölçekli ağlar)  ve 3 boyutlu tarayıcı gözler (machine vision) oluşturmaktadır.[3]

Yapay zekânın kullanım alanlarına gelince; medya, reklamcılık, havacılık ve uzay sanayi, otomotiv, enerji, finans, sağlık, eğitim, tarım, hukuk, perakende sektörü, taşımacılık, imalat sanayi ve askeri alanda silah sistemleri ve robot ordular alanları başta olmak üzere birçok alan sayılabilir.

Geleceğe ilişkin senaryolar

 

Gelecekte birçok iş alanında kullanılacak olan ve günlük hayatı kolaylaştırması öngörülen yapay zekâ ile ilgili çok sayıda tartışmalar yapılmaktadır. Örneğin hukuk sisteminde kullanılacak yapay zekâ sayesinde aynı olaylara karşı verilecek ceza ve yaptırımlar son derece kapsamlı ve taranmış bir veri tabanı sayesinde davalar hem kısa sürede sonlandırılacak hem de eşit suça eşit ceza verilmesi suretiyle mutlak adalet tesis edilmesine yol açabilecektir. Bu noktada hâkimin takdir hakkı ya da olayın kendine has şartları gibi kavramlar yeni tartışmalara neden olabilecek olsa da hukuk sisteminin hızlı ve adil bir şekilde çalışmasının önünü açabilecektir.

      

İnsanlar birçok işi yapay zekâya sahip cihazlar yardımıyla yapacaklarından bu işlere ayırdıkları vakti başka alanlara aktarabileceklerdir. Örneğin bir çiftçi tohum ekme, gübreleme, sulama gibi konuları yapay zekâya sahip araç veya robotlar yardımıyla halledecek ve vaktini başka işlere ayırabilecektir. Ancak bu senaryolar konuşulurken hemen akla işsizliğin artması riski ile nasıl mücadele edileceği konusu gelmektedir. Yine başka bir örnek ele alınacak olduğunda, yapay zekâya sahip bir otomobil sürücüsüz bir şekilde insanları istedikleri yere götürebilecektir. Bu esnada kişi telefonuyla ya da taşınabilir cihazıyla işlerini takip edebilecek ya da gazete okuyabilecektir. Ancak bu aracın kaza yapması halinde kim kusurlu olacaktır? Tasarımcısı mı, imalatçısı mı, yazılım firması mı, yoksa içindeki yolcu mu?  Her konunun olumlu bir tarafı olduğu gibi olumsuz tarafları da bulunmaktadır ve bu genel geçer doğru bu konu için de geçerli olacaktır.

Yapay zekâ ile ilgili çalışmalar iyi ellerde insanlığın yararına olacak, kötü ellerde felaketine sebep olabilecektir. Örneğin, insan ile karşılaştırıldığında üstün fiziksel özelliklere sahip bir yapay zekâya sahip robot iyi ellerde uyumadan, ara vermeden kamu hizmeti yapan bir trafik polisi olabilir ama kötü ellerde durdurulması zor bir suikastçıya dönüşebilir. Bu tür örnekleri hayal gücümüzü kullanarak çoğaltmak mümkündür. Bu alanda kontrolsüz ve düzenlemesiz yapılan çalışmalara bir örnek vermek gerekirse, Güney Kore örneğini masaya yatırmak faydalı olacaktır. Güney Kore bu alanda gelişmelerin önünde hiçbir engel olmaması maksadıyla her türlü çalışmayı teşvik etmekte ve kontrol dışına çıkarmaktadır. Ancak tehlikenin farkına varan bu alanda çalışma yapan çok sayıda bilim insanı bu kontrolsüzlüğü ve vurdumduymazlığı nedeniyle geçtiğimiz günlerde Güney Kore Devletini protesto edeceklerini duyurmuşlar ve yetkilileri insanlığın geleceği için sorumluluğa davet etmişlerdir.    

Sonuç

Sonuç olarak, yapay zekâ konusunda yapılması gereken ve alınması gereken önlemler neler olabilir? Öncelikle ulusal düzeyde her ülkede hükümetler bu alandaki çalışmaları yakından takip etmeli ve belirli düzenlemeler getirmelidir. Ancak bu konuda başarı sağlanabilmesi için uluslararası işbirliğinin önemi büyüktür. Nitekim önümüzdeki yirmi yıla damgasını vuracak olan yapay zekâ konusu, günümüzde uluslararası kuruluşlarda ve akademik dünyada ciddi anlamda tartışılmakta, bu alanda çalışan uzmanlar ile hükümet görevlilerinin bir araya geldiği komite ve komisyonlarda ele alınmakta ve birçok konferans ve toplantıya konu olmaktadır. Örneğin Birleşmiş Milletler, Avrupa Konseyi, Avrupa Birliği gibi uluslararası kuruluşlarda konunun farklı boyutlarıyla ilgili çalışmalar hâlihazırda yürütülmektedir.

Önümüzdeki dönemde, yapay zekânın hukuki, ekonomik, teknolojik ve sosyal boyutları, hatta bunlara etik boyutu da katabiliriz, ulusal ve uluslararası düzeyde düzenlemeler ve tartışmalar artarak devam edecek gibi görünmektedir. Dünya bu konuyla ilgili ciddi tartışmalar yaparken, ülkemizin de bu alanda geri kalmaması için konuyla ilgili çalışmalara devletin, özel sektörün ve akademik dünyanın hız vermesi gerekmektedir. Çünkü bu alanda öncü ülkeler, diğer ülkelerle arasına belki de bir “çağ” farkı koyabilecektir… 

 

Mehmet Bora SÖNMEZ 

13 Nisan 2018



[2]Bilim ve Gelecek, Mart 2018, s. 10-24

[3]Allianz global via @mikequindazzi

 

506 kez okundu
15.04.2018

Yorumlar